5
Eki
2008

Alone In The Dark

Author    Category Oyunlar     Tags , , , , , , , , , , ,     Okunma Sayısı Bu Yazı 1.227 kere okundu.

Platform:PC
Tür:Action – Adventure
Multiplayer:Yok
Yayıncı:Atari
Yapımcı:Eden Studios
Çıkış Tarihi:2008 Haziran
Min. Sistem Gereksinimleri:
Windows XP/Vista, Intel Pentium 4 2.8 Ghz ya da AMD 64+ 4000, 1 GB RAM, 9.5 GB HDD Alanı, Nvidia Geforce 7600 ya da ATi X1950 ya da üzeri ekran kartı

Oyun New York’da geçiyor. Oyunun yapımcılarından Hervé Sliwa geceleyin New York’da dolaşırken şehrin korkutuculuk potansiyelini görmüş. Özellikle geceleyin, Central Park’ın adlığı hal Sliwa’yı çok etkilemiş. Bu yüzden projenin burada geçmesine karar verilmiş.Eden Games stüdyoları, şehri en iyi şekilde yansıtmak için, uzun süren bir araştırma içine girmiş. Yapım ekibi şehrin içinde binlerce fotoğraf çekmiş. Film ekibi gibi oyunun içerisinde geçen mekanları özenle seçmişler. Özellikle şehrin tarihi geçmişini araştırıp, yeni Alone in the Dark için kullanabilecekleri gizemli olayların üzerinde durmuşlar. Oyunun senaristlerinden biri ise özellikle Kardeş Gibiydiler (Sleepers) filmiyle tanınan yazar Lorenza Carcaterra. Kısacası oyunun en önemli karakterlerinden biri New York şehri olmuş. Kısacası oyuncular bu şehrin tüm karanlık yönlerini görebilecek. Yapımcı ekip ise, ilk Alone in the Dark’ın büyük hayranları.

Her şey sağ kalmak için

Oyun bir oda içerisinde başlıyor. Karakterimiz yattığı yerden pek de tekin gözükmeyen tipler tarafından kaldırılıyor. Hala şuuru yerinde olmayan karakterimiz, boş gözlerle etrafa bakarken bir yandan da içeride insanlar anlamadığımız bir konu hakkında konuşuyorlar. Taşlar, eski yazıtlar ve onların vereceği güç hakkında diyaloglar geçiyor. Bu sırada yönettiğimiz karakter etrafı tam olarak göremiyor. Böylece oyunun ilk yeniliklerinden birini keşfediyoruz. Alone in the Dark’ın gerçekçilik çizgisi nedeniyle, fazla ışıktan karakterin gözleri kamaşınca, ya da başından akanlar nedeniyle görüş alanı da bulanmaya başlıyor. Bunun için yapımcılar oyuna, göz kırpma özelliği koymuşlar. Görüntü bulanıklaşınca bir süre gözleri kapatmak gerekli. Bir süre şuursuzca dolaştıktan sonra karakterimiz, nihayet bir ayna buluyor ve kendini görüyor. Buradaki kısa videodan karakterin hafızasını kaybettiğini anlıyoruz. Ancak bu sırada garip bir şeyler olmaya başlıyor. Yer sarsılırken, duvarlarda hareket eden canlı çatlaklar oluşuyor. İçinde bulunduğumuz bina artık güvenli değil. Karakterimiz, kim olduğunu ve burada niçin bulunduğunu düşünmeden hayatta kalmak için mücadele vermeli. Bu andan itibaren tüm dünya ona karşı. Bu sayede oyuncular da şimdiye kadar yaşamadıkları bir tecrübeye tanık olacaklar.

Oyun boyunca hayata kalmak için hemen her şeyi yapmak gerekli. Binadan kurtulmak için etrafta dolaşırken, bu çatlakların bir amacı olduğunu öğreniyoruz. Bu çatlakların içinde şeytani bir şey var ve içine düşeni kontrol ediyor. Sıradan insanlar bu yüzden düşmanımız haline geliyorlar. Onlardan kurtulmak ve hayatta kalmak için, etrafta bulunan her şeyi silah olarak kullanmamız lazım. Tabancalar bu yaratıkları sadece sersemletiyor. Onları sadece alevler öldürebiliyor. Bir anda karakterimiz için hayatı zehir eden yangınların da bir anlamı oluyor. Etrafta bulduğumuz herhangi bir tahta parçasını alevlerin yanına götürüp tutuşturabiliyoruz. Bize saldıran yaratıklara bu yanan tahtalarla saldırınca daha çabuk ölüyorlar. Ya da onları bayıltıp ateşin içine kadar sürüklemek gerekiyor. Ayrıca, karanlık yerlerde, bu yanan tahta parçalarını meşale yerine kullanmak da mümkün. Bu meşaleler de yaratıkları öldürmek için iş görüyor. Yangın oyunda büyük bir yer kaplıyor. Yapımcılar yangınları mümkün olduğu kadar gerçekçi kılmak için, bu konudaki uzmanlara başvurmuşlar. Ayrıca ufak çapta yangınlar çıkartıp bunların sıcaklığını ve tepkilerini kaydetmişler…

Yeni Alone in the Dark’ta kapalı kapılar da sorun değil. Türevi oyunlardaki gibi etrafta biçare anahtar aramak yerine, ağır bir nesneyi sırtlayıp, kapıları kırabiliyoruz. Oyunda bazen yaptığımız aksiyon hareketleriyle senkronize bazı videolar giriyor. Mesela içi alev dolu bir çukurdan karşıya atlarken, görüntü birden yavaşlıyor ve yaratıcı kamera açılarıyla bu sahneyi gösteriyor. Oyun genelinde bunun gibi benzerlerini daha önce filmlerde gördüğümüz birçok sahne var. Ancak tüm bu artılarına karşın oyunda ciddi bir kontrol sorunu da var. Özellikle konsol versiyonlarında ise bu sorun daha fazla. Her ne kadar alışıldıktan sonra o kadar rahatsız etmese de, başlarda insan kendini afallamış hissediyor. Kamera açısına göre, ileri basınca geri yürüme gibi işler rahatsız edici. Ancak özellikle PC’de FPS görüş açısının daha rahat kontrol edilmesi bu kontrol sorununu yarı yarıya azaltıyor.

(Alıntıdır.)

Blog Widget by LinkWithin

Yorum Yapın

Lütfen yorumunuzu onaylayın

 

Giriş

Facebook

Kategoriler

Arşivler

Son YazIlar

Son Yorumlar

En Çok Okunanlar

Etiket Bulutu

Kimler Çevrimiçi

Şuanda 18 ziyaretçi çevrimiçi
1 ziyaretçi, 17 robot, 0 üye
Yapımcısı Ziyaretçi Haritası

Reklam AlanI

Traffic Exchange with 1,062,000+ members